Bir zamanlar sayıları bir elin parmağını geçmezdi yurtdışında top koşturan Türk futbolcuların,
yani başka bir adla lejyonerlerimizin... Ancak gerek Türk futbolunda son yıllarda yaşanan gelişim, gerekse de Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimizin burada futbol oynamaya başlayan çocuklarıyla bu sayı gitgide arttı. Artık neredeyse tüm lejyonerleri takip edemiyor Türkiye’deki sporseverler... Bazı lejyonerleri ise sadece sıkı sporseverlerin yakından takip ediyor. Superspor.com olarak bu isimlerden birini, Almanya’nın Köln takımında forma giyen Baykal Kulaksızoğlu’nu mercek altına aldık. 23 yaşındaki olmasına karşın daha şimdiden Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası’nda forma giyme şansı bulmuş, şu ana kadar İsviçre Ümit Milli Takımı’nda 21 kere forma giyip 3 gole imza atmış bir futbolcu Baykal.
Spor kamuoyunda onun adının en çok gündeme getiren olay ise 2004 yılında Almanya’da gerçekleştiren U-21 Avrupa Şampiyonası’nda attığı golle İsviçre’nin favori Portekiz’i safdışı etmesi oldu. Ama onun futbol yaşamındaki dönüm noktası ise Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile İsviçre arasında olaylı baraj maçı... Bu maçtan sonra İsviçre’de başlayan Türk futbolculara yönelik olumsuz önyargıdan payını fazlasıyla alan ve Basel’de zor günler geçiren Baykal, bu yüzden Köln’den gelen teklifi anında kabul etmiş. Halen Alpay Özalan ile birlikte aynı takımda forma giyen Baykal Kulaksızoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Biz sorduk, Baykal Kulaksızoğlu yanıtladı...
“Olaylı baraj maçı beni kötü etkiledi”
- Futbola ne zaman ve nasıl başladın?
“Futbola altı yaşında İsviçre’de başladım. 1990-96 yılları arasında FC Bethlehem Bern takımında, 1996-2000 yılları arasında ise SC Bumplız 78 takımında forma giydim. 2000-2003 yılları arasında Grasshopper’da, 2003-2005 yılları arasında ise FC Thun’da oynadıktan sonra Basel’e transfer oldum ve 2005-2006 sezonunda bu takımda top koşturdum. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında ise bana FC Köln takımından iyi bir teklif geldi. Ben de Bundesliga’nın Avrupa’nın önde gelen liglerinden birisi olması nedeniyle kabul ettim ve şimdi Köln’de oynuyorum.”
- Oldukça genç bir futbolcu olmana rağmen, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası gibi birçok genç oyuncunun hayallerini süsleyen platformlarda futbol oynama fırsatı buldun. Bu konuda neler düşünüyorsun?
“Evet, Basel’de oynarken Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası maçlarında forma şansı buldum. Bu benim çok disiplini oluşum ve yaptığım işi ciddiye alışımdan kaynaklandı. Ben 17 yaşında profesyonel oldum ve İsviçre Süper Ligi’nde futbol oynamaya başladım. 21 kere İsviçre Ümit Milli Takımı formasını giydim. 2006 Dünya Kupası elemelerinde Faroe Adaları’na karşı İsviçre Milli Takımı’nda oynamam için teklif geldi. Ancak ben bu teklifi nazikçe reddettim. Çünkü o zamanki hayalim Türk Milli Takımı’nda oynamaktı. Şu ana kadarki profesyonel futbol yaşamım bana önemli sorumluluklar yüklüyor. O zamanlar Basel gibi bir takımda oynayabilmek, ilk onbirde sahada olabilmek için çok çalışmam gerekiyordu. Ben de bunun için çok çalıştım ve böylece uluslararası karşılaşmalarda da oynama fırsatı buldum.”
- Geçtiğimiz yıl Köln’e transfer oldun? Köln şu anda Almanya İkinci Ligi’nde, Bundesliga’ya çıkma mücadelesi veriyor. Basel’den Köln’e gelişinde ne etkili oldu?
“İsviçre ile Türkiye arasında oynan olaylı 2006 Dünya Kupası maçları benim gibi İsviçre’de futbol yaşamını sürdüren Hakan - Murat Yakın kardeşler gibi Türk kökenli birçok oyuncuyu olduğu gibi beni de kötü yönde etkiledi. Bu durum benim Basel’deki durumuma da yansıdı. Oysa ki Basel Teknik Direktörü Christian Gross transferim için çok uğraşmış ve beni 2004 -2005 sezonun İsviçre Süper Lig Şampiyonu olan FC Thun’dan transfer ettirtmişti. Ben Gross’a inanmıştım ve ondan çok şeyler öğreneceğimi düşünüyordum. Ama düşündükleri gerçekleşmedi. O olaylı maçlardan sonra Gross’la bir türlü yıldızım barışmadı, ama ben çalışmaya devam ettim. O günlerde bana en çok daha 17 yaşındayken Grasshopper’a transfer edilmemi sağlayan hocam Piet Hamberg yardımcı oldu. Köln’e gelişimde biraz da bu olayların etkisi var. Köln şu anda İkinci Lig’de olsa da, aslında Bundesliga’da olması gereken bir takım. Gerek tesisleri, gerek seyircisi, gerekse de maddi olanaklarıyla Bundesliga’yı hak ediyor. Alman futbolu dünya futbolunda adı olan, sürekli göz önünde olan bir futbol. Kariyerim açısından Almanya’da Köln gibi bir takımda oynamak şu anda oldukça önemli. Ayrıca şimdi takımı Daum yönetiyor. Daum’un gelmesiyle birlikte Bundesliga’ya çıkacağımızı düşünüyorum.”
“Alpay ağabeyle birlikte oynamak büyük bir şans”
- Daum dedin. Christoph Daum beğeniyor musun? Sence Daum, Köln’de önemli işler yapabilecek mi?
“Christoph Daum’un gelmesiyle birlikte takımda önemli değişimler oldu. Daum kalitesi belli olan dünya çapında bir teknik adam. Şu anda Köln’ü çalıştırması hem benim için, hem de Köln için çok büyük bir şans. Daum Köln’de çok seviliyor ve bütün şehir ona çok inanıyor. Tabii ki ben de. Çünkü o genç yeteneklere çok önem veren bir teknik adam. Bence biz Daum’la birlikte önce Bundesliga’ya çıkacağız, ardından da özellikle uluslararası arenada daha büyük başarılar elde edeceğiz.”
- Christoph Daum uzun yıllar Türkiye’de çalıştı ve Türk insanını seven biri. Bunu kendin için bir avantaj olarak görüyor musun?
“Tabii ki, ama o takımı kurarken hak edene, çok çalışana, yani formayı hak edene veriyor. O nedenle ben de çok çalışıp takımın vazgeçilmezlerinden olmak istiyorum, tıpkı Alpay ağabey gibi.”
- Alpay Özalan, Türk Milli Takımı’nda yıllarca forma giymiş, uluslararası deneyimi olan bir futbolcu. Onunla birlikte oynamak nasıl bir duygu?
“Alpay ağabeyle birlikte oynamak benim için büyük bir şans. Ondan çok şey öğreniyorum, onunla çok iyi anlaşıyoruz. O çok tecrübeli bir oyuncu, Premier League’de ve dediğiniz gibi yıllarca Türk Milli Takımı’nda oynamış, Türk futbolunun önemli isimlerinden biri. Maç esnasında olsun antrenmanlarda olsun ve özel yaşamımızda olsun iyi anlaştığım saygı duyduğum bir insan.”
- En çok beğendiğin oyuncular kimler?
“İtalyan futbolundan Andrea Pirlo ve Türk futbolundan ise Emre Belözoğlu en çok beğendiğim futbolcular.”
- Peki en çok oynamak istediğin takım hangisi?
“Günün birinde Barcelona da oynamak isterim. İspanya Ligi çok zorlu ve estetik olarak göze hoş gelen futbolun oynandığı bir lig. Barcelona da oynamak benim açımdan müthiş olur...”
- Peki futbol dışında neler yapıyorsun? Zamanın nasıl geçiyor?
“Açıkçası şu anda tek yaşamım futbol. Fubolla yatıp, futbolla kalkıyorum. Pek fazla boş zamanım yok. Ama ben satranç oynamayı çok severim. Zaman buldukça arkadaşlarla satranç oynuyorum. Futbolla satranç birbirine bence çok benzeyen oyunlar. İyi bir satranç oyuncusu bence iyi de futbol oynar. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum...”
“Milli formayı giymek büyük bir onur”
- Baykal, sen daha önce İsviçre genç milli takımlarında forma giymiş bir futbolcusun. Bundan sonraki hedeflerin ne? Günün birinde Türk Milli Takımı’nda oynamak ister mısın?
“Ben yaptığım işi çok seviyorum. O nedenle benim için önemli olan futbol oynamak. Tabii ki günün birinde Türk Milli Takımı’nda forma giymek isterim. Her ne kadar İsviçre’de büyümüş olsam da benim doğum yerim İstanbul, ben Türküm. Bu nedenle Türk Milli Takımı’nda forma giymek benim için büyük bir onur olur.”
- Türkiye’nin 2008 Avrupa Şampiyonası’daki şansını nasıl görüyorsun?
“Bildiğiniz gibi Türkiye 2002 Dünya Kupası’nda çok önemli bir başarı ve çıkış yakalamıştı, ama ondan sonra gerek klüp bazında, gerekse de ulusal takım bazında bir düşüşe geçti Türk futbolu. Ancak Fatih Hoca ile başlayan yeni dönem bence Türk futbolunun yeniden çıkışa geçeceği dönem olacak. Genç ve teknik kapasitesi yüksek olan önemli yetenekler var milli takımda. Onların yanı sıra Hasan Şaş, Hakan Şükür, Necati Ateş, İbrahim Toraman, Nihat Kahveci, Fatih Tekke ve Emre Belözoğlu gibi tecrübeli isimler de var. Bu nedenle bence Türk Milli Takımı halen çok güçlü bir takım. Bence Türkiye’nin yer aldığı grupta Yunanistan ve Norveç’in de şansı var. Bu iki takım Avrupa futbolunda isim yapmış ekipler ki, hangi takımın çıkacağını biraz da bu takımlar arasındaki maçlar belirleyecek. Ama ben Türkiye’nin gruptan çıkacağına inanıyorum. Bence gruptan çıkacak bir Türk Milli Takımı şampiyonada da önemli işler yapacaktır.”
- Peki Türkiye’de, Turkcell Süper Lig’de forma giymek ister misin?
“2008 yılına kadar Köln’le yapılmış bir anlaşmam var. Daha önce Türkiye’nin önde gelen bazı önemli takımlarıyla görüşmelerim oldu. Ama benim için Türkiye’ye gitmek için o zamanlar çok erkendi. Ben profesyonel bir futbolcuyum, eğer iyi bir teklif gelirse ve tabii şartlar da uygun olursa bu mümkün. Ama bunu zaman gösterecek.”
Röportaj: Ayhan Özgül